Yeni Parti Milletvekili Sezgin Tanrıkulu'ndan Borsadaki Zarar ve Otokrasi Tepkisi
Yeni Parti Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, TBMM'de borsadaki 20 milyar dolarlık zarara ve kurumsal erozyona dikkat çekerek iktidarı otokrasiyle suçladı.
VİDEOYeni Parti Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, TBMM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada borsa mağduriyetleri ve siyasetteki kurumsal çözülmeye ilişkin eleştirilerde bulundu. Tanrıkulu, yaşanan tablonun AK Parti'nin kuruluş ilkelerinden ve 2002 sonrasındaki siyasal zemininden tamamen uzaklaşmasının bir sonucu olduğunu savundu.
Borsada 90 Milyar Dolarlık Risk
Finans piyasalarında yaşanan krizin boyutlarına değinen Tanrıkulu, yaklaşık 500 bin yurttaşın doğrudan, 2 milyona yakın insanın ise dolaylı olarak mağdur edildiğini belirtti. Borsada ve fon piyasalarında büyük bir vurgun yaşandığını ifade eden milletvekili, zararın boyutlarını meclis kürsüsünden şu sözlerle aktardı:
"Bugün burada borsa ve fon piyasalarında yaşanan büyük vurgunu ve krizi konuşuyoruz. Yaklaşık 500 bin yurttaşımızın doğrudan mağdur olduğu, dolaylı olarak ise 2 milyona yakın insanın bu süreçten etkilendiği ifade ediliyor. Ortada 20 milyar dolarlık doğrudan bir zarar olduğu, bunun genel ekonomiye toplam etkisinin ise 90 milyar dolara kadar tırmanabileceği belirtiliyor."

Seçim Garantili Otokrasi Çıkışı
Krizin temelinde rejim değişikliği yattığını belirten Tanrıkulu, 2013-2015 çözüm sürecinin bitmesi, 15 Temmuz darbe girişimi ve anayasa değişikliğiyle Türkiye'de kuvvetler ayrılığının yok edildiğini dile getirdi. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'yle denge ve denetleme mekanizmalarının tasfiye edildiğini söyleyen Tanrıkulu, 2024 yerel seçimlerindeki yenilginin ardından iktidarın rejimi 2028 kaygısıyla şekillendirdiğini vurguladı.
"Sayın Erdoğan'a göre tasarlanmış bir rejim inşa edildi. Bu rejim parlamenter demokrasi değil; denge ve denetleme kurumlarının güçlü olduğu bir sistem hiç değil. Bu rejim giderek 'seçimli otokrasi' halini aldı. Ancak 2024 yerel seçimlerinde AKP kuruluşundan bu yana en ağır yenilgiyi alınca yeni bir aşamaya geçildi: '2028'de yapılacak seçimi kaybedeceğiz' kaygısıyla rejimi 'seçim garantili otokrasi'ye dönüştürmek istediler. Seçim ister zamanında ister birkaç ay önce yapılsın, sonuçlarını bugünden garanti altına almayı hedefliyorlar."

Bağımsız Denetim ve Yerel Demokrasi
Yürütmenin kurumlar üzerindeki etkisine değinen Tanrıkulu, Devlet Denetleme Kurulu (DDK) örneğini vererek denetleyici kurulların tarafsızlığını yitirdiğini ifade etti. Kurumların bağımsızlığının ortadan kalktığını ve buraların huzur hakkı, maaş ve ayrıcalık dağıtılan yerlere dönüştüğünü savundu.
"Bağımsız bir denetleyici kurum gerçekten var olsa, Devlet Denetleme Kurulu'nun başındaki bir kişi gidip borsada veya özel bir şirkette yönetim kurulu üyesi olabilir mi? Neden olabiliyor? Çünkü kurumların bağımsızlığı ortadan kaldırılmıştır; huzur hakkı, maaş ve ayrıcalıklar dağıtılır hale gelinmiştir."
İktidarın muhalefete yönelik adımlarını eleştiren milletvekili, Cumhuriyet Halk Partisi ve muhalif yapılara yönelik operasyonel süreçlerin hız kazandığını iddia ederek İzmir ve Mersin örnekleri üzerinden yerel demokrasinin askıya alındığını savundu. Çok partili yerel seçim kültürünün yara aldığını belirten Tanrıkulu, Mersin'deki sürece dikkat çekerek konuşmasını tamamladı:
"1 Ekim, bu Parlamento açısından son derece anlamlı bir tarihtir. Peki, Vahap Seçer'le ilgili Mersin operasyonu neden tam olarak 1 Ekim'de yapılmıştır? Adalet ve Kalkınma Partili milletvekillerine bir ev ödevi veriyorum: Bu sorunun cevabını arayın ve düşünün. Çünkü bu tarih asla bir tesadüf değildir."

Kaynak: Haber Merkezi


