PİYASALAR:
18-ayar-altin4.812,49▲14-ayar-altin3.757,70▲Ons Altın4.162,89▲Gram Altın6.582,11▲Çeyrek Altın10.778,65▲Yarım Altın21.557,31▲Tam Altın42.982,77▲Cumhuriyet Altını44.309,00▼Ata Altın44.564,96▲Dolar49,18▲Kuveyt Dinarı159,17▼Euro55,43▲Sterlin65,36▲Rus Rublesi0,58▼AZN28,93▲18-ayar-altin4.812,49▲14-ayar-altin3.757,70▲Ons Altın4.162,89▲Gram Altın6.582,11▲Çeyrek Altın10.778,65▲Yarım Altın21.557,31▲Tam Altın42.982,77▲Cumhuriyet Altını44.309,00▼Ata Altın44.564,96▲Dolar49,18▲Kuveyt Dinarı159,17▼Euro55,43▲Sterlin65,36▲Rus Rublesi0,58▼AZN28,93▲

İngiltere'den Okullarda Antisemitizmle Mücadele İçin 27 Maddelik Plan

İngiltere Eğitim Bakanlığı, okullarda artan ayrımcılık vakalarına karşı hazırlanan bağımsız inceleme raporundaki tüm tavsiyeleri uygulamaya alıyor.

Emrah Aladağ
Yayınlanma
10 DkOkuma Süresi
İngiltere'de okullarda antisemitizmle mücadele ve siyasi tarafsızlık kurallarının sıkılaştırılması adımı geniş yankı uyandırdı.
İngiltere'de okullarda antisemitizmle mücadele ve siyasi tarafsızlık kurallarının sıkılaştırılması adımı geniş yankı uyandırdı. | Fotoğraf: Perspektif

İngiltere Eğitim Bakanlığı, Sir David Bell öncülüğünde hazırlanan kapsamlı raporun ardından okullarda ayrımcılığı önlemek amacıyla 27 maddelik eylem planını yürürlüğe koyduğunu duyurdu.

İngiltere’de okullarda antisemitizmle mücadele gayesiyle yeni bir dönem başlıyor. Mart 2026’da Eğitim Bakanlığı tarafından görevlendirilen, İngiltere’nin eğitim denetim kurumu Ofsted’in eski başmüfettişi Sir David Bell liderliğinde yürütülen ve 21 Ekim’de yayımlanan bağımsız inceleme raporu, Yahudi öğrencilerin eğitim ortamlarında taciz, ayrımcı söylem ve sözlü saldırılarla karşılaştığını, bu olayların önemli bir kısmının ise resmî makamlara bildirilmediğini ortaya koydu. İngiltere hükûmeti, bu bulgular doğrultusunda okullar ve kolejler için hazırlanan 27 maddelik önerinin tamamını kabul ettiğini bildirdi.

Kabul edilen tavsiyeler doğrultusunda hükûmet, antisemitizmin genel ırkçılık veya zorbalık başlıkları altında kaybolmasını engellemek amacıyla çocuk koruma (zarardan koruma) rehberlerinde daha belirgin biçimde ele alınmasını, olayların özel olarak kayıt altına alınmasını ve eğitim kurumlarının daha sistematik tedbirler uygulamasını amaçlıyor.

İngiltere'den Okullarda Antisemitizmle Mücadele İçin 27 Maddelik Plan
Fotoğraf: Perspektif

Siyasi Tarafsızlık ve Sembol Tartışmaları

Buna karşın plan, yalnızca çocuk koruma adımlarıyla sınırlı kalmayıp iki ana eksende tartışmaları beraberinde getiriyor. Bir yandan okullardaki siyasi tarafsızlık kurallarının güçlendirilmesi ve öğretmenlerin siyasi sembol kullanımının gözden geçirilmesi istenerek Filistin’e destek amacıyla taşınan bayrak, rozet ve benzeri sembollerin sınıflardaki yeri tartışmaya açılıyor. Diğer yandan hükûmetin, okulları Uluslararası Holokost Anma İttifakı (IHRA) tarafından yapılan antisemitizm tanımını benimsemeye teşvik etmesi bir diğer kritik başlığı oluşturuyor. Tanımın içerdiği bazı örneklerin İsrail devletine yönelik eleştirilerle kesişmesi, Yahudi öğrencileri koruma hedefi ile sınıflardaki ifade özgürlüğünün ve meşru siyasi tartışmaların kısıtlanması riski arasında bir gerilim yaratıyor.

Antisemitizm Nedir?

Anatomi Serisi 10

Mayıs 2020

İngiltere'den Okullarda Antisemitizmle Mücadele İçin 27 Maddelik Plan
Fotoğraf: Perspektif

Raporda Hangi Bulgular Mevcut?

İngiltere’de yükseköğretime başvuran 16-19 yaş grubundaki 5 binden fazla gencin katıldığı anket, öğrencilerin antisemitizmle ilgili deneyimlerine ışık tutuyor. UCAS (Üniversiteler ve Kolejlere Kabul Hizmeti) üzerinden gerçekleştirilen çalışmanın tüm öğrenci nüfusunu temsil etmemesi ve Yahudi olarak kendini tanımlayan yalnızca 92 katılımcının bulunması, sonuçların genellenebilirliğini sınırlıyor.

Öğrenci Anketindeki Çarpıcı Oranlar

Araştırmaya göre, tüm katılımcıların yüzde 20’si antisemitik bir olay yaşadığını veya tanık olduğunu belirtiyor; yüzde 2’si bunu doğrudan yaşadığını, yüzde 18’i ise tanık olduğunu söylüyor. Yahudi olarak kendini tanımlayan gençlerde bu oran yüzde 59’a ulaşıyor. Yahudi öğrencilerin yüzde 46’sı antisemitizmi kendi okulunda veya kolejinde bir sorun olarak görürken, tüm katılımcılar genelinde bu oran yüzde 12’de kalıyor.

Araştırmaya göre antisemitik olaylar en çok sosyal alanlarda (yüzde 68), çevrim içi ortamda veya sosyal medyada (yüzde 44) ve derslerde ya da sınıflarda (yüzde 38) yaşanıyor. Olayların başlıca biçimleri ise Yahudilere yönelik şakalar, kalıp yargılar ve aşağılayıcı yorumlar. Antisemitik olayları yaşayan ya da bunlara tanık olanların yüzde 85’i bu tür söylemlerle karşılaştığını belirtiyor.

Bulgular aynı zamanda ciddi bir bildirim eksikliğine işaret ediyor. Antisemitik bir olay yaşayan veya tanık olan katılımcıların yaklaşık yarısı, olayı bildirmediğini söylüyor. Bildirmeme nedenleri arasında olayın yeterince ciddi görülmemesi ve bildirimin ciddiye alınmayacağı endişesi öne çıkıyor. Olayı kendisinin ya da bir başkasının bildirdiğini söyleyenlerin yüzde 27’si ise okul veya kolej yönetiminin müdahalesini etkisiz bulduğunu ifade ediyor.

Rapor, antisemitizmi daha geniş bir ayrımcılık ve zorbalık sorununun parçası olarak da ele alıyor: Tüm katılımcıların yüzde 59’u ayrımcılık, zorbalık veya tacizi bizzat yaşadığını ya da başkalarının yaşadığına tanık olduğunu belirtiyor. Bu kişilerin yüzde 46’sı, yaşadıklarının ırk veya etnik kökenle ilgili olduğunu söylüyor.

Teacher Tapp’ın yaklaşık 10 bin öğretmenle yaptığı ayrı bir ankette, katılımcıların yüzde 26’sı okulda bir antisemitik olayla ilgilenmek durumunda kaldığını, bunun ise çoğunlukla nadiren yaşandığını belirtti.

Hükûmetin Kabul Ettiği 27 Öneri Neleri İçeriyor?

Rapordaki 27 öneri, okul ve kolejlerin antisemitizmi tanıma, önleme ve olaylara müdahale kapasitesini güçlendirmeyi amaçlıyor. Okulların IHRA tanımını benimsemeye teşvik edilmesi, yöneticilere ve personele eğitim verilmesi, çocuk koruma ve zorbalıkla mücadele rehberlerinin güncellenmesi başlıca tavsiyeler arasında yer alıyor.

Rapor, antisemitik olayların özel bir kategoride kaydedilmesini, erişilebilir ve anonim bildirim mekanizmaları kurulmasını, mağdurlara destek sağlanmasını ve karmaşık vakalarda uzman danışmanlığına başvurulabilmesini öngörüyor.

Eğitim alanındaki tavsiyeler, Holokost öğretiminin güçlendirilmesini, Yahudiliğin ve günümüzdeki Yahudi yaşamının daha kapsamlı ele alınmasını, medya okuryazarlığının geliştirilmesini ve öğrencilerin Yahudi toplumlarıyla doğrudan temasının desteklenmesini içeriyor. Hassas siyasi konuların dengeli biçimde tartışılması için kaynak hazırlanması, siyasi sembollerin kullanımının kurumların hukuki yükümlülükleri çerçevesinde değerlendirilmesi ve siyasi tarafsızlık rehberliğinin güçlendirilmesi de öneriliyor.

Diğer tavsiyeler ise çalışanların antisemitik taciz ve ayrımcılıktan korunmasına, eğitim sendikalarının sorumluluklarına, Yahudi okul ve kolejlerinin güvenliğine, denetimlerin güçlendirilmesine ve yerel yönetimlerin olay örüntülerini takip etmesine odaklanıyor.

Antisemitizm Ayrı Bir Zarar ve Çocuk Koruma Riski Olarak Tanınacak

Raporun merkezinde, antisemitizmin okullarda yalnızca bir davranış veya disiplin sorunu olarak değil, kendine özgü bir ön yargı ve gerektiğinde çocuk koruma riski doğurabilecek bir zarar biçimi olarak tanınması bulunuyor.

Sir David Bell, ırkçılık ve nefretle mücadeleye yönelik genel taahhütlerin antisemitizmi yeterince tanımlayamadığını savunuyor. Bell, “Antisemitizmi kendine özgü bir ön yargı ve zarar biçimi olarak açıkça tanımlamak, bu raporun temel amaçlarından biridir.” diyor. Bell’e göre, neyle mücadele edildiği açıkça tanımlanmadan bu sorunun etkili biçimde ele alınması mümkün değil.

Bu çerçevede okulların, Yahudi karşıtı taciz, tehdit ve ayrımcılık olaylarını genel ırkçılık veya zorbalık kayıtları içinde eritmek yerine ayrı bir kategori altında izlemesi öneriliyor. Böylece olayların sayısı, niteliği ve okul yönetimlerinin müdahaleleri daha düzenli biçimde takip edilebilecek.

Gündem kategorisinden bir başka haber:

Hükûmetin resmî yanıtına göre, eğitim kurumlarında çocukların korunmasına ilişkin Keeping Children Safe in Education rehberi 2027 yılında güncellenecek. Güncellemede antisemitizme açıkça yer verilmesi ve ırkçılık, ön yargı ve ayrımcı davranışların çocuk koruma kapsamında müdahale gerektiren durumlar oluşturabileceğinin belirtilmesi planlanıyor. Ancak bu, her antisemitik olayın otomatik olarak ayrı bir çocuk koruma vakası sayılacağı anlamına gelmiyor. Olayın niteliğine ve oluşturduğu riske göre uygun müdahalenin belirlenmesi öngörülüyor.

Raporun Temelindeki Tartışmalı IHRA Tanımı Nedir? Neden Eleştiriliyor?

Raporun en tartışmalı konularından biri, okulların Uluslararası Holokost Anma İttifakı (IHRA) tarafından yapılan antisemitizm çalışma tanımını benimsemesinin teşvik edilmesi. Rapor, Eğitim Bakanı’nın tüm okul ve kolejleri bu yönde teşvik etmesini öneriyor; hükûmet de tavsiyeyi kabul etti. Ancak tanımın okullar için yasal zorunluluk hâline getirilmeyeceği belirtiliyor.

IHRA tanımı, antisemitizmi Yahudilere yönelik nefret olarak ele alıyor ve günümüzdeki bazı antisemitik davranışlara örnekler veriyor. Bu örneklerin bir bölümü İsrail devleti ve İsrail’e yönelik söylemlerle ilgili olduğu için tanım uzun süredir tartışma konusu.

Tanımı destekleyen Yahudi kuruluşları, bunun öğretmenlere çağdaş antisemitizmi tanıma ve öğrencileri koruma konusunda pratik bir araç sağlayacağını savunuyor. Britanya Yahudileri Temsilcileri Kurulu (Board of Deputies of British Jews), 21 Ekim’deki açıklamasında, IHRA tanımının benimsenmesinin çağdaş antisemitizmin anlaşılmasına katkıda bulunacağını, antisemitizmin çocuk koruma kapsamında ele alınmasının ise okulların sorumluluğunu ve hesap verebilirliğini güçlendireceğini belirtiyor.

Hükûmet de İsrail’e yönelik her eleştirinin antisemitizm olarak değerlendirilemeyeceğini vurguluyor. Eğitim Bakanı Lucy Powell, 21 Ekim’de parlamentoya sunduğu açıklamada, İsrail hükûmetinin politikalarının veya eylemlerinin eleştirilmesinin tek başına antisemitizm oluşturmadığını belirtti. Ancak Yahudileri topluca sorumlu tutan söylemler, antisemitik kalıp yargılar ve komplo teorileriyle mücadele edilmesi gerektiğini de vurguladı.

Buna karşılık Ulusal Eğitim Birliği’nin (NEU) Genel Sekreteri Daniel Kebede, okullara IHRA tanımının benimsetilmesi tavsiyesine karşı çıktı. NEU, antisemitizmle mücadele edilmesi gerektiğini savunmakla birlikte, hükûmetin bu güvencelerine rağmen tanımın okullarda kullanılma biçiminin İsrail-Filistin tartışmalarını kısıtlayabileceği endişesini dile getirdi.

“Soykırıma Karşı Çıkmak ve İsrail’i Eleştirmek Antisemitizm Değildir”

Kebede, 21 Ekim’deki açıklamasında, tavsiyenin “sorunu çözmek yerine derinleştirme ve antisemitizmle mücadele çabalarını aktif olarak baltalama riski” taşıdığını söyledi. Ona göre IHRA’nın tartışmalı çerçevesi, antisemitizm ile İsrail hükûmetine ve Gazze’deki soykırıma yönelik meşru eleştiriler arasındaki sınırı bulanıklaştırabilir; bu da netliğe ihtiyaç duyan öğretmenleri belirsizlik içinde bırakabilir.

“Bir gencin Gazze’deki soykırıma karşı çıkması ve İsrail hükûmetini sorgulaması, tek başına antisemitik değildir.” diyen Kebede, öğrencilerin dünya olaylarını açıkça anlaması ve tartışması gerektiğini vurguladı. NEU’ya göre IHRA tanımının benimsenmesi, Gazze tartışmalarını zaten zorlaştıran ortamı daha da sıkılaştırabilir. Sendika, sınıfta konuları eleştirel biçimde tartışamayan öğrencilerin bilgiyi internet ortamındaki güvensiz kaynaklarda arayabileceği uyarısında bulunuyor.

NEU ayrıca, raporun öğretmenlerin mesleki yetkinliğini haksız biçimde sorguya çektiğini savunuyor. Sendikaya göre sınıfta siyasi tarafsızlığa ilişkin mevcut kurallar net ve öğretmenler bu sorumluluğu ciddiyetle yerine getiriyor. Kebede, öğretmenlerin üç yıldır öğrencilerin İsrail-Filistin çatışmasına ilişkin sorularına yanıt verdiğini ve bu tür tartışmaların eğitim pratiğinin tanıdık bir parçası olduğunu belirtiyor.

NEU, antisemitizmin çocuk koruma rehberliğinde daha belirgin biçimde ele alınmasını desteklediğini ancak bunun her türlü ırkçılıkla mücadeleye eşit bir taahhütle birlikte yürütülmesi gerektiğini savunuyor. Kebede, antisemitizmi tek başına öne çıkarmanın bir “ırkçılık hiyerarşisi” yaratma riski taşıdığını; hiçbir ırkçılık biçiminin küçümsenmemesi ve hiçbir öğrenci ya da çalışanın daha az koruma almaması gerektiğini söyledi.

Hükûmetin yanıtında ise okulların IHRA tanımının yanı sıra Müslüman karşıtlığına ilişkin anti-Muslim hostility tanımını benimsemeye de teşvik edileceği belirtiliyor. Eğitim Bakanlığının 2026 yılı içerisinde okullara ve kolejlere her iki tanımla ilgili beklentilerini iletmesi, 2027-2028 eğitim yılında da bunların ne ölçüde benimsendiğini değerlendirmesi planlanıyor.

Kebede, öğretmenlerin yüzde 65’inin geçen yıl hiçbir ırkçılık karşıtı eğitim almadığını belirterek, Eğitim Bakanlığı’nın antisemitizm eğitimini daha geniş kapsamlı ırkçılık karşıtı eğitim bağlamında güçlendirmesi gerektiğini vurguladı. NEU’ya göre asıl sorun, yalnızca bir tanımın benimsenmesi değil; öğretmenlerin antisemitizm ve diğer ırkçılık biçimlerini tanıyıp müdahale edebilmesi için yeterli eğitim, zaman ve pratik destek bulamaması.

Okullardaki Filistin Sembolleri İçin Yasak mı Geliyor?

Raporun en çok tartışma yaratabilecek başlıklarından bir diğeri ise öğretmenlerin ve öğrencilerin siyasi semboller kullanması. Ancak raporun içeriği ile hükûmetin siyasi açıklamaları arasında önemli bir ayrım bulunuyor.

Rapor, okul ve kolej yönetimlerinin siyasi sembol, bayrak, rozet ve sloganların eğitim ortamındaki kullanımını değerlendirirken siyasi tarafsızlık yükümlülüklerini dikkate almasını öneriyor. Çalışanların kıyafet kuralları ve öğrencilerin üniforma politikalarının da bu çerçevede gözden geçirilmesi isteniyor.

Gündem kategorisinden bir başka haber:

Sir David Bell’in raporunda siyasi sembollerin okullarda yerinin olmadığı görüşü dile getirilse de tüm yasal siyasi ifadelerin genel olarak yasaklanmasının uygun olmadığı belirtiliyor. Raporda Filistin bayrağı, karpuz rozeti veya Filistin yanlısı diğer semboller için ülke çapında uygulanacak bir yasak önerilmiyor.

Bell, genel bir yasağı uygulamaya geçirilmesi güç ve hukuki açıdan sınanmamış bulduğunu belirterek böyle bir tavsiyede bulunmadı. Bununla birlikte bireysel okul ve kolejlerin, personel ve öğrenciler için davranış kuralları gibi mevcut mekanizmalar aracılığıyla giyim ve sembol kullanımına ilişkin kurallar belirleyebileceğini söyledi.

Raporda, siyasi sembollerin kullanımına ilişkin tutarsız uygulamalara da dikkat çekiliyor. İnceleme kapsamında görüş bildiren bazı kişiler, okullarda Filistin bayrağının yasaklanmasına karşılık Ukrayna bayrağının serbest bırakılması gibi farklı uygulamalardan şikâyet etti. Rapor, İsrail devletinin eylemlerini desteklemenin veya eleştirmenin meşru siyasi ifade kapsamında olduğunu ve tek başına antisemitizm oluşturmadığını vurguluyor. Ayrıca bir siyasi sembolün bazı kişilerde rahatsızlık yaratmasının, kendi başına o sembolün yasaklanmasını haklı çıkarmayacağını belirtiyor.

Bununla birlikte raporda, Yahudi öğrenci ve öğretmenlerin bazı siyasi sembol ve sloganları belirli bağlamlarda kendilerine yönelik düşmanca söylemlerle ilişkilendirebildikleri, bu nedenle rahatsızlık duyabildikleri de aktarılıyor. Rapora göre değerlendirilmesi gereken husus, sembolün kendisinden ziyade kim tarafından, nerede, hangi amaçla kullanıldığı ve okul ortamındaki etkileri.

Eğitim Bakanı Lucy Powell ise öğretmenlerin kendi siyasi görüşlerini sınıfa taşımaması gerektiğini; okula siyasi materyal takarak veya sergileyerek gelmelerinin de beklenmediğini söyledi.

Dolayısıyla ortaya çıkan tablo, Filistin sembollerinin otomatik olarak yasaklanmasından ziyade, okul yönetimlerinin siyasi tarafsızlık ve kurum içi davranış kuralları çerçevesinde değerlendirme yapabileceği bir düzenlemeye işaret ediyor. Bu değerlendirmelerin mevcut yasal yükümlülükler ve ifade özgürlüğüyle ilgili kurallar gözetilerek yapılması gerekiyor.

Burada okullar ile kolejler arasındaki hukuki fark da önemli. İngiltere’deki okulların siyasi tarafsızlık konusunda belirli yasal yükümlülükleri bulunurken, kolejler 14-16 yaş grubuna eğitim vermedikleri sürece aynı yükümlülüğe tabi değil. Kolejlerin ifade özgürlüğü, eşitlik ve çocukların korunması gibi başka yükümlülükleri bulunuyor.

Bu nedenle okullarda Filistin sembolü kullanmanın ülke genelinde yasaklanacağını söylemek, raporun önerdiği çerçeveyi olduğundan ileri taşımak olur. Ancak okul yönetimlerinin bu sembollere ilişkin daha açık kurallar belirlemesi ve bazı durumlarda kısıtlama getirmesi ihtimali tartışmanın dışında değil.

Yeni "Antisemitizm" Tanımına Göre Filistin'e Destek Bir Nefret Suçu mu? Filistin-İsrail 28 Mayıs 2024

Tavsiyelerin Hayata Geçirilmesi İçin Uygulama Süreci Başlatıldı

Hükûmet, incelemede yer alan 27 tavsiyenin tamamını kabul ettiğini açıklasa da bu durum önerilerin anında yürürlüğe girdiği veya tamamının yasal zorunluluk hâline geldiği anlamına gelmiyor. Tavsiyelerin hayata geçirilmesi için Eğitim Bakanlığı bünyesinde ilgili kurum ve paydaşları bir araya getiren bir uygulama grubu kurulurken, Sir David Bell’den bir yıl sonra ilerlemeyi değerlendirecek bağımsız bir inceleme yapması istendi.

Uygulama sürecinde İngiltere’deki eğitim kurumları bir yandan Yahudi öğrencileri korumak için daha etkili mekanizmalar geliştirirken, diğer yandan siyasi tarafsızlık ilkesi ile öğrencilerin İsrail-Filistin meselesi gibi hassas konularda ifade özgürlüklerini koruma arasındaki dengeyi gözetmek durumunda kalacak. (P)

Kaynak: PERSPEKTIF

Bu haberi nasıl buldunuz?Görüşünüz bizim için değerli.
YöneticiÇevrimiçi

Emrah ALADAĞ; siyaset, ekonomi, spor ve teknoloji dünyasındaki gelişmeleri teyitli bilgi ve tarafsız habercilik perspektifiyle ele alan, stratejik analizleriyle okuyuculara derinlikli bir perspektif sunan deneyimli bir haber editörüdür.

İlgili Konular:

İngiltereEğitim BakanlığıAntisemitizm
Bu web sitesini kullanmaya devam ederek, çerezlerin kullanılmasına izin vermiş olursunuz. Gizlilik ve Çerez Politikamızı Ziyaret edin. Gizlilik ve Çerez Politikamızı ziyaret edin.